Kategoriler
kurani-kerimdeki-tum-dualar-cubbeli-hoca
Satış! kurani-kerimdeki-tum-dualar-cubbeli-hoca

Kuranı Kerimdeki Tüm Dualar Kitabı Cübbeli Ahmet Hoca

Stok Durumu: Stokta var
SK: 123456lalegül

60,00  25,00 

Cübbeli Ahmet Hocanın yıllar süren çalışmasının meyvesi Kuranı Kerimdeki Tüm Dualar kitabı çıktı!

 

 

Bizlere Yüce Zâtı’na dua etmemizi emreden ve kabûlünü vaad eden Allâh-u Te‘âlâ’ya sonsuz hamd-ü senâdan, duâ eden­lerin imamı olan Muhammed Mustafâ’ya, Ehl-i Beyti’ne ve cümle sahâbesine sınırsız salât-ü selâmdan sonra!

Mâlum ola ki Mevlâ-i Müte‘âl rasüllerinin en faziletlisine in­dirmiş olduğu kitaplarının en şereflisi olan Kur’ân-ı Kerîm’inde:

“(Ey insanlar!) Rabbiniz buyurdu ki: ‘(Sonsuza kadar yal- varsanız bile size hiçbir cevap veremeyecek putlardan medet ummayı bırakın da) Bana duâ (ve ibâdet) edin ki, (isteklerinizi yerine getirerek) size icâbet edeyim (ve sevap vereyim).

Şüphesiz o kimseler ki Bana kulluk etmekten büyüklen- mektedirler; pek yakında alçak kimseler olarak cehenneme girecektirler” (Mümin Sûresi:60) buyurarak, bizlere kendisine duâ etmemizi emretmiş, yaptığımız duâları kabul edeceğini vaad et­miş, duâ ve ibâdetten kibirlenenleri de cehenneme girdirmekle tehdit etmiştir. Dolayısıyla biz müminler için duâ etmek hayâtî önem arzeden olmazsa olmaz bir vazifedir ki hiç kimseye duâyı terk etme gibi bir ruhsat (serbestlik) verilmemiştir.

Yine şu bilinsin ki; maddî-mânevî dertlere karşı devâların ve ilaçların en faydalısı duâdır. Hiç şüphesiz ki duâ belânın düşma­nıdır; onunla savaşır, sahibinin başına inmesine engel olur, inerse de onu kaldırır veya en azından hafifletir.

Nitekim Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz duânın tesiri hakkında şöyle buyurmuştur:

“Sakınmak kadere yaramaz (tedbir takdiri bozamaz). Duâ, inen ve inmeyen her şeye yarar (başa gelen belâyı kaldırır; he­nüz gelmemiş olanı da durdurur) ve mübrem kazayı (Allâh in­dinde o kişinin duâ etmemesi durumunda başına inmesi kesinleş­miş olan kaderi bile) bozar.

Şüphesiz ki duâ (gökten inmeye başlayan) belâya (henüz havada iken) kavuşur da böylece o ikisi gök ile yer arasın­da kıyâmet kopuncaya kadar birbiri tarafından engellenir.

(Duâ, gökten inen belâyı karşılar ve onun yeryüzüne inerek sahi­bine zarar vermesine engel olur, hattâ kişi ölse de geride bıraktık­larına dahî O belâ inemez.)” (Abdülğanî el-Makdisî, et-Terğîbü fı’d-du‘â, no:2, sh:32-33; Hâkim, el-Müstedrek, no: 1813, 1/491)

Nümeyr ibni Evs (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ŞÖyle buyurmuştur:

‘Duâ Allâh-u Tebârake ve Te‘âlâ’nın orduları içerisin­de bir arada toplanmış büyük bir ordudur ki kesinleştikten

sonra bile kazayı (belâ ile ilgili kaderi) geri çevirir. (ibnüAsâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, 22/158; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-‘ummâl, no:3119, 2/63)

“Ey oğulcağızım! Duâyı çok yap, zira şüphesiz ki duâ ke­sinleşmiş kaderi bile geri çevirir.” (İbnü Asâkir, Târîhu Medîneti Di- meşk, 61/208; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-‘ummâl, no:3120, 2/63)

Vehb ibni Münebbih (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edildiğine göre Isâ (Aleyhisselâm) şöyle demiştir:

“Ey Îsrâîloğulları! Şüphesiz ecir ve sevap herkesin ulaşmak istediği bir şeydir. Ama ona ancak (Allâh-u Te‘âlâ’nm rızâsına kavuşmak üzere) kendisi için amel eden kavuşabilir. Onu ancak talep eden bulabilir. Her kalbin nûru hikmet (ince ve isabetli ilim­lerdir, her hikmetin başı ise takvâ (haramlardan sakınmak)dır.

Her hayrın kapısı hak (doğruluktan ayrılmamaktır, her hak­kın kapısı ise Allâh’ın acımasıdır. Bütün bu sayılanların anah­tarı ise Allâh-u Te‘âlâ’ya yalvarıp duâ yapmaktır.” (Abdülğanî el- Makdisî, et-Terğîbfı’d-du‘â, no:14, sh:47)

Sahâbe-i kirâmın ulularından Ebu’d-Derdâ (Radıyallâhu Anh) şöyle demiştir: “Duâyı çok yapın, zira her kim kapıyı çokça (ve ısrarla) çalarsa o kapının kendisi için açılması yakın olur.”

(Abdülğanîel-Makdisî, et-Terğîbfı’d-du’â, sh:48)

Tâbi‘în tabakasının önde gelenlerinden Sâbit el-Bünânî

(Rahimehullâh) Hazretleri bir kere:

“Ben Rabbim’in beni ne zaman andığını biliyorum” deyince orada bulunanlar hayrete kapılarak: “Sen bunu nasıl bilebiliyor­sun?” dediklerinde kendisi: “Ben O’nu zikredince O da beni zik­rediyor” diye cevap vermiştir. (Ğazâlî, el-îhyâ, 1/494)

İşte bütün bu rivâyetlerden anlaşıldığı üzere; mümin kul hiç­bir zaman Rabbi’ne duâ etmeden duramaz.

Duâların en üstünü ise hiç şüphesiz ki Yüce Rabbimiz’in keremli kitabı olan Hazreti Kur’ân’da bize öğrettiği yâhut pey­gamberlerinden naklettiği ya da velîlerinin diliyle bahsettiği veya meleklerinin lisanı ile zikrettiği duâlardır.

İşte bu risâlemizde sizlere Kur’ân-ı Kerîm’de geçen bütün duâları tertip üzere (sûre sırasını gözeterek) mânâlarıyla birlikte zikredeceğiz. Ancak okumak isteyenlere kolaylık olsun diye sağ taraftan da sadece Arapça metinlerini peşpeşe zikredeceğiz. Duâ bizden, kabûlü ise Rabbimiz’dendir.

Böyle bir risâle tertip etmemizi aklımıza getiren şey, Hicrî 1033 yılında vefat eden büyük âlim Mer‘î ibni Yûsuf el-Kermî el-Makdisî (Rahimehullâh)in, “Câmi‘u’d-duâ ve Virdü’l-evliyâ ve Münâcâtü’l-esfiyâ” isimli eserinin ilk bölümünü “Kur’ân-ı Azîm’in Duâları” başlığı altında Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen tüm duâlardan müteşekkil vaziyette derlemiş olmasıdır.

Gerçi biz Kur’ân-ı Azîmuşşân’m tamamını dikkatle incele­yerek bu duâlara bu konudaki bu ve diğer kitaplarda zikredilme­yen Fâtiha-i Şerîfe gibi bazı ilaveler yapmayı münâsip gördük.

Mer‘î ibni Yûsuf (Rahimehullâh) Hazretleri kitabının ikinci bölümünü “Nebî (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem/m duâları” başlığı altın­da sahih hadîs-i şeriflerden derlemiştir.

Üçüncü bölümünü ise “Ariflerin münâcâtmdan ve sâlihlerin ibtihâlât (yalvarıp yakarışlarından derlenmiş duâlar” şeklinde isimlendirmiştir. Biz size diğer iki bölümü inşâallâh ileride müs­takil iki risâle halinde hazırlamak niyetindeyiz.

Yüce Rabbimiz’den niyazımız ömrümüze ve vakitlerimize bereketler ihsan ederek bu niyetlerimizi ihlâs üzere gerçekleştir­meye bizleri muvaffak kılmasıdır. Tevfîk ve hidâyet ancak Rab- bimiz’dendir. O’ndan niyâzımız bizlere ehliyet vermesidir.

Şu husus iyi bilinmelidir ki; bu kitapta geçen bazı duâlar zikir şeklinde görülüp bir istek içermemekte ise de aslında onlar duânın en faziletlisidir.

Nitekim İbnü’l-Esîr (Rahimehullâh)m: “Tehlîl, tahmîd ve temcîd ifâdelerine duâ ismi verilmesi, Allâh-u Te‘âlâ’nm sevap ve mükâfâtım kazandırma husûsunda aynı konumda oldukları içindir” sözü de bu mânâyı anlatmaktadır.

İbni Uyeyne (Radıyallâhu Anh)a: “Teşbih ve hamd gibi lafızlar duâ anlamına nasıl gelir?” diye sorulduğunda o: “Siz (Ebû Sa‘îd (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i kudsîde):

“Rabb Azze ve Celle: ‘Kur’ân okumak ve Beni zikret­mek her kimi Benden bir şey istemekten alıkoyarsa, isteyen­lere vereceğimin daha üstününü ona veririm’ buyuruyor”

şeklindeki beyanı işitmediniz mi?” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân:25, no:2926, 5/45; Se ‘âlihî, el-Cevâhiru’l-hisân, 3/225; Kurtubî, el-Câmi‘u li ahkâmi ’I-Kur ‘ân, 10/460) diye cevap vermiştir.

Buna göre Allâh-u Te‘âlâ’ya tâzim ve senâ ifâdeleri içeren teşbih ve hamd lafızlarında duâ mânâsından hiçbir şey bulun­madığı halde bu zikirlere duâ ismi verildiği husûsu sâbit olup bu konudaki nihâî beyan ise Nesâî (Rahimehullâh)m, Sa‘d ibni Ebî Vakkâs (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet ettiği şu hadîs-i şeriftir:

“Zünnûn’un (Yûnus’un) balığın karnındayken kendisi ile duâ etmiş olduğu:

‘Senden başka hiçbir ilâh yoktur, Seni tenzih ederim, gerçekten ben zâlimlerden oldum’ duâsı var ya, herhangi bir şeyde bir Müslüman bununla duâ yapsa mutlaka (Rab-

bi) Ona icâbet eder.” (Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ, no: 10492, 6/168; Tirmizî, De‘avât:85, no:3505, 5/484; Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, no: 1462, 3/65-66)

Zira burada zâhiren bir istek ve duâ bulunmuyor gibi görün­se de hakikatte suç ve günah itirafı yapılarak mağfiret ve kurtuluş istenmektedir. Dolayısıyla bu eserde peygamberlerin duâları ve cennet ehlinin hamdleri içerisinde zâhirinde duâ mânâsı olmayan bazı zikirler göreceksiniz ki bunların bir kısmı kaynaklarımızda Kur’ân duâları olarak zikredilmemişse de geride geçen mânâları mülâhaza ederek biz onları kitabımıza dercettik.

Mühim Bir Not: Ay hâlindeki hanım kardeşlerimiz Kur’ân okumayı kastetmeksizin Fâtiha gibi birkaç âyet olsa da duâ mânâsı içeren âyet-i kerîmeleri duâ niyetiyle veya şükretmek için okuyabilirler. Mesela hamdetmek için “Elhamdülillâh”, bir işe bereketle başlamak için “Bismillâh” diyebilirler.

Dolayısıyla zikir için okuyacaklarında bir âyetten az olmasına dikkat etmelidirler. Nitekim “Lâ ilâhe illâllâh” ve “Sübhânellâh” gibi zikirler bir âyetten az oldukları için onları okuyabilirler. Ama duâ mânâsı içerenleri duâ niyetiyle okuduklarında böyle bir kısıtlama ekserî ulemâya göre söz konusu değildir.

Tedarik Süresi Aynı Gün
Yayınevi Lalegül Neşriyat - Lalegül Yayıncılık - CAH ürünleri - C.A.H. Yayıncılık
Cilt Ciltli
Sayfa Sayısı 640 Sayfa
Baskı Dili Türkçe
Cilt Ciltli
Kağıt Şamuha Kağıt
YazarCübbeli Ahmet Hoca | Ahmet Mahmut Ünlü
Boyutlar 19 x 24 cm

Değerlendirmeler

Henüz bir değerlendirme yapılmamış.

Bu ürünü yorumlayan ilk kişi sen ol! “Kuranı Kerimdeki Tüm Dualar Kitabı Cübbeli Ahmet Hoca”