preloader image

TÜM KATEGORİLER

Mustafa İslamoğlunun Batıl Görüşlerine Karşı Hak Söz

17,50 TL 11,00 TLKDV
DAHİL
%37

-
Adet
+
  • Kazancınız: 6,50 TL
  • Ürün Durumu: Yeni
Yayınevi:Arifan Yayınları
ISBN:9786054215065
Baskı Dili:Türkçe
Sayfa Sayısı:190 Sayfa
Mustafa İslamoğlunun Batıl Görüşlerine Karşı Hak Söz
Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ve sahâbeden nakledilegelen sağlam inancın bozulmasına yönelik çalışmaların târih boyu yapılageldiği inkâr edilemez bir gerçektir. Bu çalışmalar gayrimüslimler tarafından yapıldığı gibi, onlardan etkilenen Müslümanlar tarafından da bilinçli veyâ bilinçsiz olarak yapılmış ve yapılmaktadır.
Yine târih içerisinde İslâm kimliği ile bu çalışmalarda yer alanların ciddî anlamda özeleştiri yapabilmeleri ve yanlışlıklarından dönmelerini sağlamak amacıyla, onlara Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in ve ashâbının (Radıyallâhu Anhüm) yolu olan Ehli Sünnet ve’lCemaat mezhebinin gerek amelî gerekse îtikādî görüşleri doğrultusunda reddiyeler yapılmıştır.
Bu reddiyelerin yazılmasındaki gâye, sağlam inancı korumak ve Müslümanların bu tür fikirleri gündeme getirenlerin peşinden gitmelerini önlemektir.
Çünkü bu kişiler çok tehlikelidir. Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) bile ümmeti adına bu gibi kimselerden endişe duymuştur. Nitekim Ömer ibni Hattâb (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîsi şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَى أُمَّتِي كُلُّ مُنَافِقٍ عَلِيمِ اللِّسَانِ!»
“Ümmetim hakkında en çok korktuğum kişi, konuşmasını iyi bilen münâfık kimsedir.” (Ahmed ibni Hanbel, elMüsned, no:143, 1/289)
Sapık fırkaların görüşlerini konuşma becerileriyle Müslümanların önüne İslâm’ın yegâne görüşü olarak sunanlara karşı, Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in gerçek vârisleri olan Ehli Sünnet âlimlerinin bu tür reddiyeler hazırla maları, inançlarının onlara yüklediği bir vazîfe dir.
Hiç kimse: “Zâten bölünmüş olan İslâm ümmetini daha da bölmeyi gerektiren bu tür çalışmaların yapılmasına ne gerek var?” diyemez!
Hele hele sapık fırkaların görüşlerini yaymaya çalışarak Ehli Sünnet’i bölmeye çalışanların, sanki dertleriymiş gibi İslâm ümmetinin bölünme tehlikesinden dem vurmaları tahammül edilecek gibi değildir!
Hem ümmetin sağlam akîdesini bozmak için var gücünüzle çalışacaksınız, hem de sizin bu çalışmalarınızın yanlışlıklarını ortaya koyacak olanlara “Ümmeti bölmeyin” diyeceksiniz! Bu ne pişkinliktir!..
Ne gariptir ki; bu tür çalışmaları yapanlar Müslümanların karşısına Ehli Sünnet’in savunucusu gibi çıkar, kısa bir zaman sonra sapık fırkaların görüşlerini Ehli Hakk’ın görüşlerine eşdeğer tutar, sonra da kendilerini müctehid konumunda gördüklerinden şahsî görüşlerini ve sapık fırkaların görüşlerini “İslâm’ın görüşü budur” diyerek Müslümanların önüne koyarlar. Bütün bunları yaparken de ifâde kābiliyetlerini kullanarak, tertemiz inancı olan Müslümanların bir bölümünü de kendi yanlarına çekerler.
Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem):
«إِنَّ مِنَ الْبَيَانِ لَسِحْرًا!»
“Şüphesiz bir kısım ifâdeler büyüleyicidir.” (Buhârî, Nikâh:48, no:4851, 5/1976) buyuruyor.
Bu tür çalışmalar içerisinde olanlardan biri de Mustafa İslamoğlu’dur. Bu kişinin kitaplarında, makālelerinde ve kendisine sorulan suallere verdiği cevaplarda bunu açıkça görmekteyiz. Verdiği cevapları dikkatli bir şekilde incelediğimizde görüyoruz ki; Şî‘a’nın görüşlerini Ehli Sünnet’in görüşleriyle aynı konumda tutuyor, Hazreti Mu‘âviye’nin yaptığı bir yorum hakkında “Ne yorum ama!” diyerek alaycı bir ifâdeyi rahat bir şekilde kullanıyor, sonra da sorulduğunda hiç çekinmeden kendisini Ehli Sünnet’ten biri olarak tanımlıyor!
Ayrıca bütün Mezheplere aykırı olan, şahsına âit bir görüşü pervazsızca “Dînî bir görüştür” diyerek ortaya koyabiliyor.
Bütün bunları yaparken de kendisine yapılacak olan îtirazları geri çevirebilmek için “Bu da İslâm’ın bir görüşüdür”, “Bu da öngörülebilir” gibi esnek ifâdeleri sürekli olarak kullanıyor.
Kıymetli kardeşlerimiz! İşte elinizdeki bu reddiye, İslamoğlu’nun Ehli Sünnet’e uymayan birçok görüşünden birkaç tanesine karşı yapılmış bir reddiyedir. Bu reddiyenin gâyesi; öncelikle Ehli Sünnet inancında olan kardeşlerimizin, inançlarına müdâhale etmek isteyenlere karşı dînî hassâsiyetlerini korumalarını sağlamak, bir şekilde onların peşine takılan kardeşlerimizin de farkında olmadan ayrıldıkları Ehli Sünnet çizgisine geri dönmelerine yardımcı olmaktır.
Ayrıca bu bâtıl çalışmaları yapanların ciddî bir özeleştiri yaparak yanlışlarından dönmeleri de amaçlanmıştır. Bu özeleştiriyi yapmamaları durumunda ise şunu iyi bilmelidirler ki yaptıkları yanlışlara devamlı olarak bu tür reddiyeler hazırlanacaktır.
Mâlumdur ki ilmi reddiyeler aslâ kin ve düşmanlık güdülerek hazırlanmaz. Bunların hazırlanmasında, Allâh’ın rızâsını kazanma, Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ve ashâbının bize mîras bıraktıkları Ehli Sünnet inancını koruma ve yanlışa sapanların hak yola gelmelerini sağlama düşünceleri vardır.
Ehli Sünnet çizgisinden sapma gösteren görüşlerin tümüne karşı yapılmış ve yapılacak olan bütün reddiyeler Ehli Sünnet’in koymuş olduğu kurallar içerisinde kaldıkları sürece kabûlümüzdür, başımızın tâcıdır.
Bu reddiye fıkıh ilmiyle iştigal eden farklı zevât tarafından hazırlanmış olup, her birinin işlemiş olduğu konu muayyen bir başlık altında kaydedilmiştir.
Elinizdeki bu reddiyede şahıslar değil, yanlış görüşler hedef alınmış ve bu yanlış görüşlere cevap verilmiştir. Şüphesiz hidâyet ancak Allâhu Te‘âlâ katındandır.
Ey Rabbimiz! Ümmeti Muhammedi hidâyette dâim kıl, Ehli Sünnet’ten sapmalarına sebep olacak her ne var ise o sebepleri ortadan kaldır, Ehli Sünnet inancıyla âhiret’e göçmemizi nasîb eyle ve bizleri dostlarından ayırma! Âmîn! Yâ Rabbe’lâlemîn!
10-03-2009
Mustafa İslamoğlunun Batıl Görüşlerine Karşı Hak Söz
Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ve sahâbeden nakledilegelen sağlam inancın bozulmasına yönelik çalışmaların târih boyu yapılageldiği inkâr edilemez bir gerçektir. Bu çalışmalar gayrimüslimler tarafından yapıldığı gibi, onlardan etkilenen Müslümanlar tarafından da bilinçli veyâ bilinçsiz olarak yapılmış ve yapılmaktadır.
Yine târih içerisinde İslâm kimliği ile bu çalışmalarda yer alanların ciddî anlamda özeleştiri yapabilmeleri ve yanlışlıklarından dönmelerini sağlamak amacıyla, onlara Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in ve ashâbının (Radıyallâhu Anhüm) yolu olan Ehli Sünnet ve’lCemaat mezhebinin gerek amelî gerekse îtikādî görüşleri doğrultusunda reddiyeler yapılmıştır.
Bu reddiyelerin yazılmasındaki gâye, sağlam inancı korumak ve Müslümanların bu tür fikirleri gündeme getirenlerin peşinden gitmelerini önlemektir.
Çünkü bu kişiler çok tehlikelidir. Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) bile ümmeti adına bu gibi kimselerden endişe duymuştur. Nitekim Ömer ibni Hattâb (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîsi şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَى أُمَّتِي كُلُّ مُنَافِقٍ عَلِيمِ اللِّسَانِ!»
“Ümmetim hakkında en çok korktuğum kişi, konuşmasını iyi bilen münâfık kimsedir.” (Ahmed ibni Hanbel, elMüsned, no:143, 1/289)
Sapık fırkaların görüşlerini konuşma becerileriyle Müslümanların önüne İslâm’ın yegâne görüşü olarak sunanlara karşı, Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in gerçek vârisleri olan Ehli Sünnet âlimlerinin bu tür reddiyeler hazırla maları, inançlarının onlara yüklediği bir vazîfe dir.
Hiç kimse: “Zâten bölünmüş olan İslâm ümmetini daha da bölmeyi gerektiren bu tür çalışmaların yapılmasına ne gerek var?” diyemez!
Hele hele sapık fırkaların görüşlerini yaymaya çalışarak Ehli Sünnet’i bölmeye çalışanların, sanki dertleriymiş gibi İslâm ümmetinin bölünme tehlikesinden dem vurmaları tahammül edilecek gibi değildir!
Hem ümmetin sağlam akîdesini bozmak için var gücünüzle çalışacaksınız, hem de sizin bu çalışmalarınızın yanlışlıklarını ortaya koyacak olanlara “Ümmeti bölmeyin” diyeceksiniz! Bu ne pişkinliktir!..
Ne gariptir ki; bu tür çalışmaları yapanlar Müslümanların karşısına Ehli Sünnet’in savunucusu gibi çıkar, kısa bir zaman sonra sapık fırkaların görüşlerini Ehli Hakk’ın görüşlerine eşdeğer tutar, sonra da kendilerini müctehid konumunda gördüklerinden şahsî görüşlerini ve sapık fırkaların görüşlerini “İslâm’ın görüşü budur” diyerek Müslümanların önüne koyarlar. Bütün bunları yaparken de ifâde kābiliyetlerini kullanarak, tertemiz inancı olan Müslümanların bir bölümünü de kendi yanlarına çekerler.
Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem):
«إِنَّ مِنَ الْبَيَانِ لَسِحْرًا!»
“Şüphesiz bir kısım ifâdeler büyüleyicidir.” (Buhârî, Nikâh:48, no:4851, 5/1976) buyuruyor.
Bu tür çalışmalar içerisinde olanlardan biri de Mustafa İslamoğlu’dur. Bu kişinin kitaplarında, makālelerinde ve kendisine sorulan suallere verdiği cevaplarda bunu açıkça görmekteyiz. Verdiği cevapları dikkatli bir şekilde incelediğimizde görüyoruz ki; Şî‘a’nın görüşlerini Ehli Sünnet’in görüşleriyle aynı konumda tutuyor, Hazreti Mu‘âviye’nin yaptığı bir yorum hakkında “Ne yorum ama!” diyerek alaycı bir ifâdeyi rahat bir şekilde kullanıyor, sonra da sorulduğunda hiç çekinmeden kendisini Ehli Sünnet’ten biri olarak tanımlıyor!
Ayrıca bütün Mezheplere aykırı olan, şahsına âit bir görüşü pervazsızca “Dînî bir görüştür” diyerek ortaya koyabiliyor.
Bütün bunları yaparken de kendisine yapılacak olan îtirazları geri çevirebilmek için “Bu da İslâm’ın bir görüşüdür”, “Bu da öngörülebilir” gibi esnek ifâdeleri sürekli olarak kullanıyor.
Kıymetli kardeşlerimiz! İşte elinizdeki bu reddiye, İslamoğlu’nun Ehli Sünnet’e uymayan birçok görüşünden birkaç tanesine karşı yapılmış bir reddiyedir. Bu reddiyenin gâyesi; öncelikle Ehli Sünnet inancında olan kardeşlerimizin, inançlarına müdâhale etmek isteyenlere karşı dînî hassâsiyetlerini korumalarını sağlamak, bir şekilde onların peşine takılan kardeşlerimizin de farkında olmadan ayrıldıkları Ehli Sünnet çizgisine geri dönmelerine yardımcı olmaktır.
Ayrıca bu bâtıl çalışmaları yapanların ciddî bir özeleştiri yaparak yanlışlarından dönmeleri de amaçlanmıştır. Bu özeleştiriyi yapmamaları durumunda ise şunu iyi bilmelidirler ki yaptıkları yanlışlara devamlı olarak bu tür reddiyeler hazırlanacaktır.
Mâlumdur ki ilmi reddiyeler aslâ kin ve düşmanlık güdülerek hazırlanmaz. Bunların hazırlanmasında, Allâh’ın rızâsını kazanma, Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ve ashâbının bize mîras bıraktıkları Ehli Sünnet inancını koruma ve yanlışa sapanların hak yola gelmelerini sağlama düşünceleri vardır.
Ehli Sünnet çizgisinden sapma gösteren görüşlerin tümüne karşı yapılmış ve yapılacak olan bütün reddiyeler Ehli Sünnet’in koymuş olduğu kurallar içerisinde kaldıkları sürece kabûlümüzdür, başımızın tâcıdır.
Bu reddiye fıkıh ilmiyle iştigal eden farklı zevât tarafından hazırlanmış olup, her birinin işlemiş olduğu konu muayyen bir başlık altında kaydedilmiştir.
Elinizdeki bu reddiyede şahıslar değil, yanlış görüşler hedef alınmış ve bu yanlış görüşlere cevap verilmiştir. Şüphesiz hidâyet ancak Allâhu Te‘âlâ katındandır.
Ey Rabbimiz! Ümmeti Muhammedi hidâyette dâim kıl, Ehli Sünnet’ten sapmalarına sebep olacak her ne var ise o sebepleri ortadan kaldır, Ehli Sünnet inancıyla âhiret’e göçmemizi nasîb eyle ve bizleri dostlarından ayırma! Âmîn! Yâ Rabbe’lâlemîn!
10-03-2009
Bugün kişi
bu ürüne baktı.

Alışveriş Sepetiniz